ERZURUM


Erzurum'un tarihi M.Ö. 4000 yılına kadar uzanmaktadır. Urartular, Kimerler, İskitler, Medler, Persler, Partlar, Romalılar, Bizanslılar, Sasaniler, Araplar, Selçuklular, Moğollar, İlhanlılar ve Safeviler gibi bir çok tarihi medeniyetlerin bu bölgede bulunduğunu bilinmektedir.

Theodosiopolis, Erzen, Erzi-i Rum, Erzen-ir Rum, Arzan al-Rum isimleri, eski çağlardan günümüze kadar birçok medeniyete ev sahipliği yapmış Erzurum’un, tarih sahnesinde zaman içerisinde değişikliğe uğramış olan isimlerindendir. Eski dönemlerden beri tarihi, kültürel, ticari ve askeri yönden daima önemli bir merkez olmuştur. Şanlı tarihi boyunca ülkesine karşılıksız sevgi ve sadakatle bağlı olan Erzurum, ülkenin içinde bulunduğu her türlü olumsuz koşulda dahi bir umut ışığı yakmasını bilmiştir. Aziziye Destanı bunun en güzel örneklerindendir.

Hicri takvime göre 1293 yılına denk geldiğinden, tarihe 93 Harbi olarak geçen 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşında, Erzurum’daki Aziziye Tabyasında, Ruslara karşı gerçekleştirilen müdafaanın adıdır “Aziziye Destanı”.

24 Nisan 1877’de Ruslar, Osmanlı Devleti’ne savaş ilan etmiş, batıda Tuna cephesinden, doğuda Kafkas cephesinden saldırıya geçmişlerdi. Kafkas cephesinde amaçları Erzurum’u ele geçirmekti. Erzurum düşünce Osmanlının içlerine ilerlemek için bir engel kalmayacaktı. Doğu cephesinde ordumuzun başkumandanlığını Gazi Ahmed Muhtar Paşa yapıyordu. 125.000 kişilik Rus ordusunun başında ise Ermeni asıllı General Loris-Melikov bulunuyordu. Sürekli takviye alan Ruslar, 30 Nisan 1877 de Doğu Beyazıt’ı ele geçirdiler. Ahmed Muhtar Paşa Ruslara karşı 21 Haziranda Halyaz, 25 Haziranda Zivin, 25 Ağustosta Gedikler Meydan Muhârebelerini kazandı. Bu zaferlerden sonra Sultan II. Abdülhamid tarafından Ahmed Muhtar Paşa’ya “Gâzi” ünvânı verildi. 4 Ekimde Yahniler Meydan Muhârebesi de kazanıldı, ancak takviye alan Rusları durdurmak mümkün olmadı. 15 Ekim 1877 Alacadağ Meydan Muhârebesi’nden sonra 18 Kasım 1877 de Kars Rusların eline geçti. Ahmed Muhtar Paşa, fazla zâyiât vermemek için askerlerimizi Erzurum’a çekti.


Kars'ı ele geçiren Rus Orduları Erzurum'a yöneldi. Ahmed Muhtar Paşa Kars-Erzurum arasında kurduğu savunma hattında kış koşullarını iyi değerlendirerek üstün bir savunma savaşı verdi.

Erzurum’a yaklaşan Rus ordusu kumandanı, Ahmed Muhtar Paşaya elçi göndererek teslim olmasını istedi. Paşa, bu teklifi reddetti. Teslim teklifi şehirde duyulmuş, halk galeyana gelmişti. Halk yediden yetmişe ayaklanmış, kadın erkek demeden, çocuğundan ihtiyarına kadar herkes balta, satır, kılıç, süngü, tüfek, tabanca ne bulduysa tedbirini alıp büyük bir heyecan içinde, Rusların Erzurum’a yaklaşmasını bekliyordu. Gazi Ahmed Muhtar Paşa da, savunma tedbirlerini almış, tabyalarda güvendiği komutanları vazifelendirmişti.

Anadolu içlerine doğru yürümelerine, Erzurum’u tek engel olarak gören Rusların başlıca gayesi, şehri ele geçirmekti. Emellerine ulaşmak için yerli Ermeni ve Yahudilerden de faydalanıyorlardı. Hacıbey adlı bir hainin kumandasında, 8 Kasımı 9 Kasıma bağlayan gece, saat ikide harekete geçen düşman, Aziziye Tabyasına baskın düzenledi. Baskın için, Müdürge ve Tasmahur köylerinin Ermenilerini ve Vank kilisesi papazlarını kullandılar. Müslüman kılığına giren ve Osmanlıca’yı çok iyi bilen bu hainlerin yardımıyla Vank Deresindeki nöbetçiler şehid edildiler. Ardından büyük bir sessizlik içinde, Aziziye Tabyasına girerek ikinci ve üçüncü kesimlerinde uyuyan yüzlerce askerimizi de şehid ettiler. Tabyanın birinci kesimi, biraz kenarda kalıyordu ve komutanları kaymakam (Yarbay) Bahri Bey, uyanıktı. İkinci ve üçüncü kesimlerdeki gürültüyü işitmiş, baskına uğradıklarını anlamıştı. Derhal askeri silah başı ederek, şiddetli bir müdafaaya başladı. Türk askerini toplu katliamdan kurtaran kaymakam Bahri Bey, yaralanmasına rağmen, bunu askerden gizleyerek müdafaaya devam etti.

Askerini silah başı eden Gazi Ahmed Muhtar Paşa, Aziziye istihkâmından, telgrafla haber almaya çalışıyor, fakat; “Harb oluyor!..” cevabından başka bir şey öğrenemiyordu. Paşa, üç tabur alarak Topdağı’na çıktı. Oranın kumandanı Müşir Hasan Tahsin Paşa ile birleşti. Aziziye istihkâmlarından birinde şiddetli çarpışmaların olduğunu, diğer iki tabyada ses seda çıkmadığını gördü. Ahmed Muhtar Paşa, Kaptan Mehmed Paşa kumandasındaki iki tabur askeri, Aziziye’ye gönderdi. Kaptan Mehmed Paşa, askerleriyle Aziziye istihkâmının ortasındaki kışlaya doğru yaklaşınca, Ruslar tarafından ele geçirilmiş olan kışlanın mazgallarından şiddetli bir tüfek ateşine tutuldu. Bunun üzerine Kaptan Mehmed Paşa, kışlayı kuşattı.

Gece yarısı, top ve tüfek seslerini duyan Erzurumlular, müezzinin; “Ey Erzurumlular! Ey ahali!.. düşman Aziziye’yi bastı. Allah’ını seven, eli silah tutan herkes, askerimizin yardımına koşsun!… Vatanını seven yetişsin!..” nidası üzerine, gece karanlığında sokaklara döküldüler. Bunlar arasında, Nene Hatun da vardı. Nene Hatun iki çocuğunu evde bırakarak derhal Aziziye’ye koştu. Erzurum halkı taş, sopa, kazma, kürek, balta ne bulduysa alıp derhal askerimizin yardımına koştu. Artık, Erzurum halkı da yetişmişti. Hücum ederek istihkâmın içine girdiler. Düşmanla muharebe, göğüs göğüse cereyan ediyordu.

Bu arada, tabyanın birinci kısmında çarpışmaya devam eden Bahri Beyden, Ahmed Muhtar Paşaya; “Gece, baskın anında yaralandığını, askere belli etmeden çarpışmaya devam ettiğini, acele yardıma gelinmesini” bildiren bir haber geldi. Yardıma gönderilen Kaptan Mehmed Paşa ve halk, Bahri Beyin bulunduğu kısma geçti. İki ateş arasında kaldığını gören düşman, bozguna uğrayarak kaçmaya başladı. Halk ve asker takibe başladılarsa da, Rusların ateşi karşısında durakladılar. Hadiseyi dikkatle takip eden Topdağı’ndaki istihkâmlarımız, Ruslara karşı ateşe başladılar. Bu durum karşısında, başarı elde edemeyeceklerini anlayan Ruslar, geri çekildiler. O gün akşama doğru Aziziye Ruslardan kurtarılmıştır. Asker ve halktan 1000 civarında şehid verilmiş, 2300 civarında Rus öldürülmüştü.

Saraya gönderdiği telgraflarında Gazi Ahmed Muhtar Paşa Erzurumlu’nun cesaretini övmekte ve şöyle demektedir: ”Bu mücadelede ben Erzurumlu’ya güvendim, onlar da bana.” Bu yönüyle 93 Harbi Ordu – Halk bütünleşmesinin ilk ve en önemli örneklerinden biridir.

Hem Tuna Cephesi'nde, hem de Kafkasya Cephesi'nde savaşılan 93 Harbi Osmanlı Devleti için büyük bir yenilgiyle sonuçlanmış; hem büyük bir toprak kaybına neden olmuş, hem de Rus ordusunun İstanbul'un eşiğine (Yeşilköy) kadar gelerek Osmanlı Devleti'nin varlığını tehdit etmesiyle sonuçlanmıştır.

Savaşın bitmesinden sonra Rus ordusu Erzurum'dan geri çekildi. 1878’de Ruslarla yapılan Berlin Antlaşması ile Kars, Ardahan, Batum, Eleşkirt, Doğubeyazıt, Oltu, Şenkaya ve Olur ilçemiz dahil bölge Ruslara savaş tazminatı olarak verilmiştir. Bu yerler 3 Mart 1918 Brest-Litovsk Barış Antlaşmasına kadar Rusya’nın elinde kalmıştır.1917 yılında Rusya’da çıkan Bolşevik İhtilali nedeniyle yörede bulunan Rus birlikleri birtakım ağır silah ve mühimmatı bölgedeki Ermenilere bırakarak çekilmişlerdir. Silah ve cephane yönünden güçlenen Ermeniler bu bölgelerde ve Olur’a bağlı pek çok köyde sürekli katliam yapmış, köyleri acımasızca yakıp yıkmışlardır. Bunun üzerine yöre halkı örgütlenerek Ermenilere karşı direniş hareketleri başlatmıştır. Çetin mücadelelerden sonra 6. Tümen komutanı Yarbay Gürsel Bey komutasındaki birlikler 25 Mart 1918 de Oltu’yu; aynı birlikler Olur çevresinde oluşturulan milis kuvvetleri ile birilikte 28 Mart 1918’de de Olur ve çevresini düşman işgalinden kurtarmışlardır.